Saat Otomobil Seyahat Lezzet Editörün Seçtikleri Son Yazılar Arşiv Instagram
← Ana Sayfaya Dön
Saat

Quantum Horizon İncelemesi

ko.mpetan·6 dk okuma

Horolojide rekabetin bu denli sıklaştığı ve fiyat/maliyet artışlarının durmadığı günümüzde, saatlere ayıracağımız bütçeyi en doğru ve mantıklı şekilde planlamak her zamankinden daha önemli hale geldi.

Hal böyle olunca 30 yılı aşkın deneyimiyle "yüksek performanslı ulaşılabilir saatler" üretmeyi amaçlayan Quantum da özellikle Türkiye'de son dönemin en çok konuşulan markalarından biri haline geliyor. Son zamanlarda geçirdiği kimlik değişimi ve saatseverlere kulak veren yenilikçi tasarım anlayışıyla Quantum, özellikle giriş segmentinde teknik altyapısı ve fiyatlandırmasıyla oldukça iddialı bir konuma geldi. Biz de bugün markanın belki de en dikkat çekici modellerinden biri olan Horizon'u inceledik.

Başlamadan önce saatin yaklaşık 300$ bandında satıldığını ve giriş segmentinde yer aldığını hatırlatmak isteriz. Dolayısıyla tüm yorumlarımızı bu segmenti baz alarak yapacağız.

Kalite hissi yüksek bir kutuyla gelen bu saatin kasa çapı 41 mm. Sanki "Neden 40 mm altında yapmamışlar ki?" dediğinizi duyar gibiyiz. Belki olabilirdi ama akıcı tasarımı ve doğru oranlarıyla (48 mm lug to lug ve 12 mm kalınlık) bileği gerçekten çok iyi sarıyor. Ayrıca kasaya uygulanan farklı fırça işçilikleri de ışık altında saate "Ben buradayım." dedirtiyor.

Saatin kalbinde yer alan ve arka cam kapaktan da izleyebileceğiniz, 42 saat güç rezervi sunan Miyota 8125'ten çok bahsetmeyeceğiz. Horoloji tabiriyle tüm dünyada kendini kanıtlamış, tam anlamıyla bir "workhorse"; yani güvenilir ve uzun ömürlü bir mekanizma.

Saatin kendini en çok gösteren tarafı ise hiç şüphesiz kadranı. Quantum'un hünerlerini burada sonuna kadar sergilediğini söyleyebiliriz. Bir haftalık kullanım sürecimizde etrafımızdan saatle ilgili birçok soru ve olumlu yorum aldık. Bu güzel kadranın safir kristal camla korunması da bu segment için önemli bir artı. Safir kristal ile kadran arasına yerleştirilen dakika ayraçları derinlik hissini artırırken, aplike indisler, yeterli seviyedeki fosfor ve üç boyutlu logo kalite algısını yukarı taşıyor.

Modele eklenen masif toka ve Jubilee tarzı bilezik de ağır ve dolu hissiyatıyla premium algısını bir üst seviyeye çıkarmış. Rolex'ten alışık olduğumuz 5 parçalı Jubilee yerine 7 parçalı bir yapı tercih edilmiş. Mat ve parlak yüzeylerin birlikte kullanılması ise hem kasayla güzel bir bütünlük oluşturuyor hem de özgünlükten ödün vermiyor.

Peki bu saatte hiç "Bu olmamış." diyebileceğimiz bir şey yok mu? Var.

Bize kalırsa kadrandaki "SAPPHIRE" yazısına hiç gerek yokmuş. Saatin özelliklerini kadrana yazmak bize eski otomobillerin arkasındaki "5 Vites" yazısını hatırlatıyor. Bir diğer kişisel yorumumuz ise buz mavisi kadranın bir tık daha mat veya daha soft bir tona sahip olabileceği yönünde. Son olarak da toka üzerindeki klips hissiyatı biraz daha rafine olabilirmiş.

Sonuç olarak Quantum, Horizon ile geldiği seviyeyi ve bunu bu fiyat bandında nasıl sunabildiğini bizlere net bir şekilde göstermiş oluyor.

Daha fazlası için

Instagram'ı Ziyaret Et